yalnız kız bazen iki aşık olmak isterim.Bazen babamı özlerim.Bazen çocukluğumdaki kırmızı bisikleti...Bazen kahve olmak isterim.Bazen ise kedi..Ben bazen kendime küserim bazen insanlara.Bazen bir annenin evladını koruması gibi korurum sırlarımı.bazen bir çift göz karşısında savunmasız kalır sözcüklerim.Bazen hayalimde öyle bir dünya kurarım ki kendime kurduğum dünyadan korkarım.Bazen kendimle konuşurum.Çırılçıplak ve korkusuz..bazen kendimden kaçarım..ben bazen yazarım bazen yazdıklarım okunur.Bazen işte..Damla Eser
Damla
Hey bakın biz büyüdük! Gözlerimiz de açıldı, bacaklarımız titrese bile yürüyoruz paytak paytak. Az kaldı az haftaya koşmaya başlar, annemizi deli ederiz.
evet evet bizi yiyebilirsiniz çünkü çok tatlıyız.
harikayız. mivv
Çok sıkıldım.(silinecek post)
Açmak istemediğim bir telefonum.Kaçmak istediğim insanlar var. Kuş kadar gücümle sarıp sarmalamak istediklerim de var. Çok fazla konuşmak istediğim halde olacaklardan korktuğum için sustuklarım da var.Gitmek istediğim yerler,asla gidemeyeceğim yerler,ulaşmam gereken hedefler,gerçekleşme ihtimali olan ve olmayan hayallerim var.
Babamın mezarına koklasın diye çiçek,yesin diye kendi topladığım böğürtlenlerden götüreli kaç yıl oldu hatırlamıyorum. hatırlayamıyorum.Yine gitsem böğürtlen koyardım mezara.
ah baba
Tanrı prometheus gibi her gece iç organlarım bir kartal tarafından deşiliyor.Tek fark prometheus’ın sadece karaciğeri benim ise tüm organlarımın kartala yem oluyor olması. Biri vursun şu zalim kartalı,ben kıyamıyorum.
Hint Felsefesinin 4 Altın Kuralı
Kural 1: Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretirler.
Kural 2: Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır. Hiçbir şey, hem de hiçbir şey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi. Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile değiştiremeyiz. ‘Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı’ gibi bir cümle yoktur. Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay, mükemmeldir.
Kural 3: İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.
Kural 4: Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir. Hayatımızda bir şey sona ererse, bu bizim gelişimimize hizmet eder. Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğun bu tecrübeyle ileriye doğru bakmak daha iyidir.
Gözümün önünde dursun.
Kimseye ihtiyacın yok hayallerini gerçekleştirmek için.
Düştüğünde ayağa kalkmak için birinin elini tutmasına ihtiyacın yok.
Aynalardan,kedi ve köpeklerden hatta çiçeklerden daha iyi kimse sır tutamaz.
Bir kaç notanın ve zamanın tedavi edemediği ruh hali yok.
ve bazen egosunu öpmeli insan.
ve sarılmalı yaşamaya..
En büyük hatalarım, anlık mutluluklar uğruna düşünmeden aldığım kararlardan kaynaklandı.Anlık mutluluklarım ve zevklerim başka insanların mutsuzluğuna neden oldu.Hiç anlam veremedim hayatıma giren her erkek meleğim dedi bana.Oysa kanatlarım işlediğim ilk günahla birlikte yandı.
Hatırlamaya çalışıyorum.Unuttuğumdan değil anılarımı.Hissettiklerimi hatırlamaya çalışıyorum.Düşün Düşün Hisset! Dudaklarıma kondurulmuş ıslak bir öpücüğü,tenimi avuçlayan elleri gözlerimin içine bakarak konuşan adamları. Parlayan gözleri..
Söylenmesi gerektiği için söylenen sözcükler. Dudaklarından ilk çıktığında inanılarak söylenmiş sözler.Unutulacak kadar anlık şeyler..Hayır hayır anılar hâlâ zihnimde. Hem var hem yoklar.Hem yok hem varlar. Boşlukta hissetmek dedikleri bu olmalı.
Nefes al,nefes ver sakin ol. Kimseye hesap vermek zorunda değilsin diyor egom..Vicdanım ise nefes alma, boğul, öl diyor. Ben ise ikisini de susturmak istiyorum. Sonsuz sessizlik,sonsuz mutluluk gibi geliyor şu an bana. Sonsuz mutluluk mümkün olmadığı için sonsuz sessizlik de yok.
Düşünmeden aldığım bir karar,kararımı etkileyen arkadaşlar,bilmez misin sanki? belki olur dediğin hiç bir şey olmaz.
Kendimi tanımıyorum henüz. 20 yılda tanıyamadım kendimi. Ne istediğimi bilmiyorum. Ne istediğimi bilene kadar hiç kimsenin canını yakmayacağım bir daha.
Belki melek değilim,ama şeytan da olmayacağım. Ve emin olduğum tek şey annem hariç kimseyi kendimden daha fazla sevmeyeceğim.
Biram,patatesim, sigaram ve ben bittim.
Kalbini kırdığım herkesin küfürlerini kabul ediyorum.
Balkona çıkıp,rüzgarla öpüşmem lazım.yoksa daha çok saçmalayacağım.
p.s. kendinizi kandırmayın en çok kendinizi seviyorsunuz!
Gezmeye gidiyoruz diyerek evden çıkan ben.
Arabanın saatini ileri alan uyanık arkadaş:) canım arkadaş.
Saatler ileri alınmış olsa da bizim için tam on ikiydi.Araba bal kabağına dönüşmedi. maytap kokusu eşliğinde pastamızı yiyip happy börtteey şarkısını dinledik. =)
Klasik bir
Ne mi diledim tabiki söylemiycem :D ne anlamı kalır söylersem gerçek olmaz muhabbetine bile kıkır kıkır gülebilen ben.Maymun gibi sırıtıp durdum gerçi hala sırıtıyorum. :)
Unutmayacağım bir doğum günüydü.
En güzel hediyem bu güzel arkadaşlık..
İyİ ki tanımışım seni canım arkadaşım çok seviliyorsun :) çok mutlu ettin beni =)
lalala
Kedi severken.kafamız bir milyon.
annem :: hülya'yı hatırlıyor musun? Hani kucağından kedi indirmiyordu?
ben :: yok hatırlamıyorum.
annem:: Oda kedileri çok seviyordu
ben:: hatırlamıyorum.
annem:: sen doğmamıştın zaten.
Ben:: hö

Çin’de geçtiğimiz pazar günü, dar kafeslere tıkılmış 900 köpek, mezbahaya gönderilmek üzereyken gönüllüler tarafından bulundu. Fakat Çin devleti; köpekler için belirlenen ücret tacirlere ödenmediği sürece, köpeklerin serbest bırakılmasına izin vermiyor.
Alınan bilgiye göre yetkililer; gönüllülere, “Köpekler açlıktan ölse de kafesleri açmanıza müsaade etmeyeceğiz” dedi. Öte yandan bir polis memurunun, “Tacirlere ücretini verip köpekleri satın alabilir ve böylece köpekleri ne kadar önemsediğinizi gösterebilirsiniz” dediği bildirildi.
Çin’deki 900 köpeği kurtarmak için imza kampanyası başlatıldı:
https://www.change.org/petitions/stop-horrific-dog-meat-trade-demand-china-make-animal-cruelty-laws#share
(via dilsaaad)
tılsım ile sohbetler-1 Yo yoo delirmiyorum adamım.

+Hey in o kitaplıktan. Bu yasak.Kaç kere daha söylemem gerekiyor?
- Siz insanlarla aramdaki farklardan biri de bu köle.Ben bana söyleneni yapmam,istediğim ne varsa onu yapar ve yaptırırım. Ben canlılar içinde en özgür olanıyım.Kimseye boyun eğmem.
+ Köle? Sen bana köle mi diyorsun?
- Başkalarını memnun etmek için yaşıyorsan kölesindir.Sadece benim değil,çevrendeki insanların da kölesisin.Onlar da başka insanların kölesi. Dünya siz insanlar yüzünden yok oluncaya kadar bu zincir asla bozulmayacak.Hepiniz bir diğerinin kölesi olmaya devam edeceksiniz.Kediler de özgür olmaya.
+ Demek en özgür olan canlı sizsiniz? Peki ya kuşlar?
- Onlar geçmişte bizim gibi özgürlerdi.Tek düşmanları bizim gibi yırtıcılar ve kendileriydi.
+ Ya şimdi?
-Şimdi her şey onların düşmanı.Uçarken bir pencereye ya da direğe çarpma korkusu var içlerinde.bir çocuğun sapanından ve bir avcınnın tüfeğinden korkarak yuvalarına giriyorlar.
+ Siz de köpeklerden korkuyorsunuz.
-Siz insanlardan korkuyorsunuz.Bu daha kötü.Ben asla kendi türümden korkmam.
+Çok fazla ben diyorsun.Tüm kediler senin gibi egoist mi böyle? 9 yıl Zeyna ile aynı evde yaşadık o asla konuşmazdı.
-Sizi konuşmaya değer bulmamıştır kedi kardeşim Zeyna.
+Sen neden konuşuyorsun?
-Ben değersiz hayatına acıyorum. Yıllar geçtikçe sıradan olacaksın.Hayallerini hatırlatmak istedim.
+ Benim değil senin hayatın sıradan.Tüm gün uyuyorsun,kendini yalıyorsun,yemek yiyor ve sokaklarda dolaşıyorsun.Eğer bir gün pencereyi açmaktan vazgeçersem sokakta yaşamaya başlarsın.Bu sıcak evi bana borçlusun kedi.
-miyaav miyav miyav.( Kedilerin vay vay vay’ı) Bana egoist diyene bir bakın. Ben o cam açılacak dersem sen o camı açarsın.Biz kediler duygularını yönlendirip,siz insanlara istediğimiz her şeyi yaptırabiliriz.Bu yüzden taparlardı bize eski mısırlılar.Atalarımın zamanında her şey daha basitti.
+Bir kediden hayat dersi almayacağım.
-O zaman hep mutsuz olacaksın.
Yeter bana peynir getir köle.Peynir yemek ve tüm gün kendimi yalamak istiyorum.
+Bu konuşmayı bitirmeden olmaz.
-Bu konuşma bitti.Geç kalıyorsun dersaneye.Ben ne zaman istersem o zaman konuşacağız.
Şimdi peynir istiyorum.miyav(nokta)
Niye seveyim seni? Babalarının terk ettiği kızlar; kötülüklerinde cömert, aşklarında hazin ve güvenilmezdir.
Beni tanımlamış bu cümle.
Uzak durmalı benden.
(Source: haykocoglu, via biratesbocegi)
Kasıklarımı hançerleyen bir cellat tanrı var. Ölmeme izin vermiyor; her hançer darbesinden sonra yaralarımı iyileştiriyor. Ardından daha büyük bir nefretle saplıyor hançeri bedenime..
Her sabah parçalanmış kalbime dokunuyor. Kafasına göre parçalarını değiştiriyor kalbimin. Genellikle acı çekmiş başka kadınların parçaları oluyor bunlar. Cadılıkla suçlanıp yakılan, gözleri önünde çocukları öldürülen, tecavüze uğrayan, vucudundaki tüm suyu ağlayarak kusan kadınların parçaları bunlar.
Gözlerimi her kırpışımda içlerininden birinin nasıl öldüğünü izliyorum. İçime geçmişte yaşamış olmasına rağmen; acısı, sevdası, öfkesi günümüze kadar gelmiş hayaletlerin anıları doluyor. Bir “göz kırpma” süresinde oluyor tüm bunlar.
Toplum içindeyken bunu belli etmiyorum kimseye. Zihnimin içinde çığlıklar duyarken,insanlar anlamasın diye gülümsüyorum. Deli gömleklerini işlevsiz bulduğum için susuyorum.
Bazen sessizleşiyorum. Acı ve nefret oturuyor 20 yaşındaki kırışıklıklarıma. Neyin var? diyor toplumun fertleri. Çünkü toplum olmak bunu gerektirir. Umursamadığın insalara neyin var demelisin ki diğerleri düşünceli olduğunu sansın..
Yok bir şey diyorum.
Uykusuzum bu gün.
Çünkü deli gömlekleri çok işlevsiz..


